Tecil Bittiğinde Ne Zaman Bakaya Kalınır?
Hayatımda birkaç tane karar var ki, onlarla ilgili kafamda hep belirsizlikle yaşadım. O anların bazen ağır, bazen dağ gibi zor olduğu, insanı saran o kaybolmuşluk hali… Ama tecilin bitişiyle gelen o son dakika telaşı, vücudumda bir bıçak gibi hissediliyor. Çünkü o zaman hayat, arka planda bir anlam kazanıyor. Ve işte, Kayseri’de genç bir adam olarak bu duyguyla büyürken; o anın ne kadar yakın, ne kadar uzak olduğunu anlayabiliyorum.
Bir Sabah Kayseri’de, Bir Genç Adamın Anlık Panik Duygusu
O sabah, gözlerimi uyandığımda tavandan bakarken açtım. Gözlerim ne kadar yorgun olsa da, içimde bir huzursuzluk vardı. Bugün, askerliğe gitmek için verdiğim tecilin son günüydü. Kaç yıl geçmişti üzerinden? Bilmiyorum… Belki iki, belki üç. Ama kesin olan bir şey vardı; o günü bir şekilde atlatmam gerekiyordu. Geceleri uykusuz geçen, gündüzleri kafamın içinde o dönüp durduğum düşünceler… Gittikçe büyüyen korkular, sorular…
Kayseri’nin havası her zaman soğuk ve keskin olurdu. Sabahın erken saatlerinde evin pencere camına vuran ışıklar, her zaman biraz daha mavi, biraz daha gri gibi gelirdi. Havanın bu kadar soğuk olması, uykumu bir türlü kaçırmama sebep oluyordu. O sabah, kapalı bir havanın altına gömülmüş gibi hissediyordum. Gün, bana hiç iyi gelmiyordu. İçimde biriken endişe, yavaşça büyüyordu.
Saat 10:00’da kalktım. Kahvemi içtim, bilgisayarımı açtım, günün planlarını yapıyordum. Hemen ardından, aklıma geldi; tecilim bitti. Şimdi askerlik tecilim sona erdiğine göre, askerlik çağıma çok yaklaşıyordum. Tabi, bunun hemen ardından gelen korkular da… “Peki, o zaman ne zaman bakaya kalırım?” diye düşündüm. Ama gerçekten önemli bir soru değildi o. Gerçek soru, içimdeki korkuyu ve kaygıyı nasıl yenebileceğimdi.
Yavaş Yavaş Düşünceler Birikiyor: Bakaya Kalmam Ne Anlama Gelir?
Bir gün o kadar korkmuştum ki, nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Her şey bir anda değişti, hem de hiç beklemediğim bir şekilde. Kayseri’nin sokaklarında yürürken, kendimi bu korkuyla baş başa buldum. Hemen ardından aklımda bir soru beliriverdi: “Bir insan neden bakaya kalır?” Bunun üzerine bir süre düşündüm. Hani bazen insan bir çıkmazda kalır, ne yapacağını bilemez, bazen bir anlık kararsızlıkla, bazen de bir türlü yakalayamadığı bir cesaretle. Bu korkuyla, içinde bulunduğum belirsizlikle nasıl başa çıkabileceğimi bir türlü çözemedim. Eğer bakaya kalırsam, bu durumun aslında sadece bir başlangıç olacağını kabul etmek zorundaydım.
O an, bir bakıma hayatımda çok önemli bir dönüm noktasına geliyordum. Kayseri’nin sessiz sokaklarında yürürken içimdeki kaygı, sanki bir ağırlığa dönüşüyordu. “Ne zaman bakaya kalırım?” sorusunun cevabını bulamıyordum. Askerlik… Bir yanda, bir gün gelmesi gereken o ağır yük; diğer yanda, ertelemenin, kaçmanın sunduğu rahatlık. Ama bir zaman sonra o rahatlık kayboluyordu.
Duygularım Karışıyor: Umut ve Korku
Bazen korkunun içinde biraz umut da barınır. Hani insan korktuğunda biraz cesaret bulur ya… O an, Kayseri’nin merkezine doğru yürürken, bacaklarımın titremesiyle biraz rahatsız oldum. Terk edilmiş bir köprü gibi hissediyordum. Kayseri’nin o kalabalık ama yine de her zaman tek başına bırakabileceğin köşe başlarından birinde. Ne kadar yürüdüğümü hatırlamıyorum, ama çok geçmeden bir banka oturdum. O an, çevremdeki her şey sanki uzaklaşıyor gibiydi. İnsanlar geçiyordu, çocuklar oynuyordu… Herkes kendi dünyasında, ama ben sadece “tecili biten bir genç” olarak kalmıştım.
İçimde bir isyan vardı. Neden bu kadar kaygılıydım? O kadar korkacak bir şey yoktu, belki… Ama bir yanda da hayatımın en önemli dönemeçlerinden birindeydim.
Kayseri’deki Bir Sokakta Korku ve Cesaret Arasında Kaldım
Kayseri’nin sokaklarında yürürken, adımlarımda bir yerleşmişlik vardı ama aynı zamanda bir kaybolmuşluk da vardı. İnsanlar vardı, kafaları eğik, hemen geçiyorlar. Ama ben onların arasında kaybolamıyordum. Bu kaybolmuşluk duygusu, askerliğe gitmeden önceki son geceyi hatırlatıyordu bana. Ya da belki, bakaya kalmanın vereceği kaygıyı…
Hayatımda çok şey yaşadım ama askerlik, en büyük kaygım haline gelmişti. Hani hep bir şeylere yetişmek, hep bir şeyleri ertelemek… Ama o gün geldiğinde, her şeyin bir anda yapacak bir şey kalmadan, her şeyin tek bir yolda birleştiğini görmek. O anın yükü, uykusuz geçen gecelerde bedenime sinmişti. O kadar yorgundum ki. Ne uyuyabiliyordum, ne de kafamı toparlayabiliyordum.
Gözlerim, bu kaygıyı taşırken, biraz daha derinlere bakmaya başladım. Kayseri’nin o sokaklarında kalmıştım. Sonra birden, o anı hatırladım. Tecilim bitmişti. Bir gün bekleyecek olsam da, aslında artık kaçmak yoktu. O kaybolmuşluk duygusu yok oluyordu. O an gerçekten ne zaman bakaya kalırım sorusunun cevabını bulmuş oldum.
O gün, Kayseri’nin sokaklarında kaybolmuşken, hayatta kalmak için korkularımın karşısında cesurca durmam gerektiğini öğrendim.