6 Ay Yatan Arabaya Ne Olur? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Penceresinden Bir Bakış Bir soruyla başlayalım: “6 ay boyunca kullanılmayan bir arabaya ne olur?” İlk bakışta bu, tamamen teknik bir otomotiv sorusu gibi görünebilir. Akü biter mi? Lastikler iner mi? Yağ bozulur mu? Evet, bunların hepsi önemli… Ama bu soruya bir de toplumsal cinsiyet rolleri, çeşitlilik, empati ve sosyal adalet penceresinden bakmayı hiç denediniz mi? Çünkü bazen bir araba gibi toplum da “hareketsiz” kaldığında paslanır, bazı parçalar unutulur, bazı şeyler yeniden çalıştırılmaya ihtiyaç duyar. Bu yazıda konuyu sadece mekanik açıdan değil, aynı zamanda insanların farklı bakış açılarını ve…
8 YorumEtiket: bir
Hidroelektrik Enerji Nedir? Psikolojik Bir Bakışla Doğanın Gücünü Anlamak İnsan davranışlarını anlamaya çalışan bir psikolog olarak, enerjinin yalnızca fiziksel bir kavram değil, aynı zamanda bir psikolojik metafor olduğunu düşünürüm. Tıpkı zihnimizdeki düşünceler gibi, doğanın da akışı vardır; bazen sakin bir nehir gibi akar, bazen coşkulu bir çağlayan gibi taşar. Bu bağlamda hidroelektrik enerji sadece suyun gücünden elde edilen elektrik değil, insanın doğayla kurduğu bilişsel, duygusal ve sosyal ilişkinin yansımasıdır. Bu yazıda, “Hidroelektrik enerji nedir?” sorusunu teknik açıklamaların ötesinde, psikolojik bir mercekten ele alacağız. Çünkü suyun akışı, insanın iç dünyasıyla şaşırtıcı derecede benzerlik taşır: hem bilinçaltının derinliklerinden doğar hem de yüksek…
6 YorumHeyhat Nasıl Kullanılır? Felsefi Bir Bakış Açısı “Heyhat!” bir kelime, bir çığlık, bir hayal kırıklığının ifadesi… İnsanlık tarihinin derinliklerinden, dilin başlangıç zamanlarından beri, bu kelime, bir kayıp, bir engel ya da ulaşılması imkansız bir hedefin simgesi olarak kullanılıyor. Ancak, bu kelimenin kullanımına dair derin bir felsefi inceleme yapmak, kelimenin ötesindeki anlamları açığa çıkarmak ve onun insanlık tarihindeki yerini sorgulamak oldukça ilginç bir düşünsel yolculuğa çıkarır. Peki, biz bu kelimeyi nasıl kullanıyoruz? “Heyhat” nasıl bir anlam taşır? Etik, epistemolojik ve ontolojik bir perspektiften bakarak, bu basit ama derin kelimenin ne tür anlamlar taşıdığını keşfetmeye çalışalım. Heyhat ve Etik: Bir Kavuşma İhtimali…
8 YorumBaşlık: Yazının Ahlâkı, Bilgisi ve Varlığı: Güzel Yazı Yazabilmek İçin Neler Gereklidir? > “Yazmak, yalnızca kelimeleri dizmek değildir; düşüncenin görünür hâle geldiği bir varoluş biçimidir.” Bir filozof için güzel yazı yazmak, estetik bir uğraştan çok daha fazlasıdır. Bu eylem, insanın dünyayı anlama biçimini, bilgiyi kurma tarzını ve kendi varlığını ifade etme yetisini içerir. Peki, güzel yazı yazabilmek için neler gereklidir? Cevap, yalnızca teknik beceride değil, yazının etik, epistemolojik ve ontolojik temellerinde gizlidir. — 1. Etik Perspektif: Yazının Sorumluluğu Her yazı, yazanı bir etik alanın içine çeker. Çünkü yazmak, düşünceyi başkalarının bilincine sunmaktır. Bu durumda yazarın ilk görevi, doğruluk ve samimiyet…
8 YorumGüverte Gemici Ne İş Yapar? — Denizle Var Olmanın Felsefesi Bir Filozofun Bakışıyla: Varoluşun Ufku Deniz, insanoğlunun hem korktuğu hem de arzuladığı uçsuz bucaksız bir aynadır. Güverte gemici, bu aynada kendi yansımasını arayan insanın somutlaşmış hâlidir. O, yalnızca bir geminin parçası değil, aynı zamanda varoluşun dalgalarıyla sınanan bir bilincin taşıyıcısıdır. Felsefi açıdan bakıldığında, gemicilik yalnızca bir meslek değil, ontolojik bir durumdur: insanın “karadan kopup bilinmeyene yönelme cesareti”nin ifadesidir. Güverte gemicisi, sabahın erken saatlerinde ufka baktığında, sadece bir çalışma alanına değil, varoluşun merkezine bakar. O an epistemolojik bir sorgulama başlar: “Ben kimim ve neden buradayım?” Çünkü deniz, insanın bildiğini sandığı her…
8 YorumGöz İçin Hangi Doktora Gidilir? Öğrenmenin ve Görmenin Kesiştiği Nokta Eğitim bir bakış meselesidir. Gözün nasıl gördüğü kadar, zihnin nasıl algıladığı da öğrenmenin özünü oluşturur. Bir eğitimci olarak, her zaman şuna inanmışımdır: Görmek, anlamaktır. Anlamak da, öğrenmenin kalbidir. Bu yüzden, “Göz için hangi doktora gidilir?” sorusu yalnızca tıbbi bir merak değil, aynı zamanda öğrenmenin doğasıyla ilgili metaforik bir sorudur. Çünkü bazen görememek, yalnızca fiziksel bir eksiklik değil; zihinsel bir farkındalık çağrısıdır. Görmenin Eğitimi: Beyin ve Göz Arasındaki Öğrenme Köprüsü Göz, ışığı algılar; ama gören aslında beyindir. Bu, öğrenme psikolojisinin temel ilkelerine şaşırtıcı derecede benzer. Tıpkı bir öğrencinin bilgiyi yalnızca duymasıyla…
8 YorumKelimelerin bir kaderi vardır; bazen bir bakışa, bazen bir sessizliğe dönüşürler. “Göz değmesi” dediğimiz o an, aslında bir hikâyenin, bir duygunun ve bir kaderin kesişim noktasıdır. Bir edebiyatçı olarak her zaman şunu düşünmüşümdür: Bakış, sadece görme eylemi midir, yoksa ruhun başka bir ruha dokunduğu bir an mıdır? İşte “Göz değmesi ne demek?” sorusu, tam da bu ince çizgide durur — görünür ile görünmeyenin, somutla büyünün birleştiği yerde. Göz Değmesi: Bir Bakışın Hikâyesi Türk kültüründe göz değmesi, yani “nazar”, bir insanın bakışındaki gizli güçle başka birine zarar vermesi anlamına gelir. Ancak bu olgu yalnızca halk inançlarıyla sınırlı değildir; edebiyatın derin katmanlarında…
4 YorumGörgüsüz İnsan Ne Demek? Kültür, Kimlik ve Semboller Üzerine Antropolojik Bir Bakış Bir Antropoloğun Gözünden: Kültürlerin Görünmez Dili Kültürlerin çeşitliliğini inceleyen bir antropolog olarak, her yeni topluluğa adım attığımda aynı merakla sorarım: İnsan davranışlarını “görgülü” ya da “görgüsüz” yapan şey nedir? Bir sofrada yemeğe nasıl başlandığı, bir selamlaşmada hangi jestlerin kullanıldığı ya da bir hediyenin nasıl verildiği… Bunlar sadece davranışlar değildir; bir toplumun kültürel hafızasının dışavurumudur. O halde “görgüsüz insan” dediğimizde, aslında neyi kastediyoruz? Bireyin kişisel eksikliğini mi, yoksa kültürel bir kopuşu mu? Bu yazıda, görgüsüzlüğün yalnızca bir ahlak ya da nezaket sorunu değil, derin bir antropolojik olgu olduğunu tartışacağız.…
4 YorumGörelilik Ne Demek TDK? Psikolojik Bir Mercekten İnsan Algısının Göreceli Dünyası Bir psikolog olarak insan zihninin karmaşık labirentinde dolaşırken, sıklıkla şu soruya takılıyorum: “Gerçek dediğimiz şey ne kadar gerçek?” Görelilik kavramı, yalnızca fizik biliminin sınırlarında değil, aynı zamanda insan davranışlarının ve düşüncelerinin derinliklerinde yankılanan bir olgu. Türk Dil Kurumu’na göre görelilik, “bir şeyin başka bir şeye bağlı olarak değişmesi durumu” anlamına gelir. Fakat psikoloji açısından bu tanım, yalnızca bir başlangıçtır; çünkü her birey, kendi içsel deneyimleriyle evrenin merkezini yeniden tanımlar. 1. Bilişsel Psikoloji Perspektifinden Görelilik Bilişsel psikoloji, insanın dünyayı nasıl algıladığını, bilgiyi nasıl işlediğini ve kararlarını hangi zihinsel süreçlerle verdiğini…
8 YorumKurmaca Metinlerin Genel Özellikleri Nelerdir? Ekonomik Bir Perspektiften Analiz Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları: Ekonomist Gözünden Bir Başlangıç Ekonomi, temel olarak insanların sınırlı kaynaklarla en iyi nasıl seçimler yapacaklarını anlamaya çalışır. Bu düşünce, yalnızca finansal kararlarla sınırlı kalmaz; aynı zamanda daha soyut kavramlar, örneğin bir kurmaca metnin yaratılması sürecini de kapsar. Kurmaca metinler, yazarların kendi zihinsel kaynaklarını, hayal güçlerini ve mevcut toplumsal yapılarını nasıl kullandıklarıyla şekillenir. Aynı şekilde, okurlar da bu metinleri okurken çeşitli bilişsel kaynakları kullanarak farklı anlamlar çıkarırlar. Kaynakların sınırlılığı burada da devreye girer. Yazarın kelimeleri, her seçimde bir fırsat maliyeti taşır: Bir karakterin kişiliği, bir olayın gelişimi…
6 Yorum